AB belgelerinde Türkiye için dış politika uyumu öne çıktı

AB’nin genişleme değerlendirmeleri, aday ülkelerin dış politika ve güvenlik alanlarında Birlik pozisyonlarına yakınlaşmasına verilen önemin arttığını gösteriyor. Türkiye açısından bu yaklaşım, üyelik sürecindeki siyasi koşulluluk tartışmasını derinleştiriyor.

Türkiye ve Avrupa Birliği bayrakları
Metin

Avrupa Birliği’nin genişleme değerlendirmelerinde stratejik uyum vurgusunun güçlenmesi, Türkiye’nin üyelik sürecinde dış politika başlığını daha görünür hale getirdi. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’ye ilişkin 2025 raporunda, Ankara’nın AB ortak dış ve güvenlik politikasıyla uyumunu artırmaya yönelik irade ortaya koymadığı belirtildi. Raporda, bu durumun Türkiye’nin açıkladığı AB’ye katılım hedefiyle çeliştiği ifade edildi.

AB açısından stratejik uyum, mevzuatın teknik biçimde benimsenmesinin ötesinde bir çerçeve oluşturuyor. Birlik, aday ülkelerin dış politika açıklamalarında, yaptırım uygulamalarında, güvenlik önceliklerinde ve krizlere yönelik tutumlarında AB çizgisine yaklaşmasını bekliyor. Avrupa Komisyonu’nun 2025 Genişleme Politikası Bildirimi de aday ülkelerin ortak dış ve güvenlik politikasıyla uyumunu öncelikle geliştirmesi ve AB’nin dış politika tutumlarıyla çelişen adım ve açıklamalardan kaçınması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye bakımından bu beklentiler, çeşitli hassas dış politika dosyalarıyla kesişiyor. Avrupa Parlamentosu değerlendirmelerinde Türkiye’nin NATO üyesi olarak stratejik önemine işaret edilirken, AB ile işbirliğinin aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir şekilde ilerlemesi görüşü korunuyor. Aynı değerlendirmelerde Türkiye’nin ortak dış ve güvenlik politikasıyla uyumunun düşük kalması; Rusya ve İran’la ilişkileri, BRICS+ başvurusu, Rusya’ya yönelik yaptırımlara tam uyum göstermemesi ve Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamaması eleştiri konusu yapılıyor.

Bu çerçevede stratejik uyumun, Türkiye için yeni bir resmi müzakere faslından ziyade mevcut siyasi koşulluluğu ağırlaştıran bir ölçüt niteliği kazanabileceği değerlendiriliyor. AB kurumları Ankara ile göç, enerji, ticaret, savunma sanayisi ve bölgesel güvenlik alanlarındaki işbirliğini sürdürmek istiyor. Ancak tam üyelik gündeme geldiğinde, Türkiye’nin dış politika tercihlerinin Birlik yaklaşımına daha fazla yakınlaşması beklentisi daha açık biçimde ortaya konuyor.

AB’nin yeni genişleme yaklaşımı; adayların Tek Pazar’ın belirli bölümlerine kademeli erişimini, programlara daha erken katılımını ve stratejik alanlarda yakın işbirliğini öne çıkarıyor. Bununla birlikte bu ara entegrasyon seçenekleri reform performansı, demokratik standartlar ve dış politika uyumuyla bağlantılı ele alınıyor. Dolayısıyla gümrük birliği, sanayi işbirliği, vize kolaylığı, araştırma programları ve güvenlik diyaloğu gibi pratik başlıklardaki ilerlemenin de bu koşullardan etkilenebileceği belirtiliyor.

Türkiye, çok yönlü dış politikasını bölgesel krizlerde arabuluculuk, enerji güvenliği, savunma kapasitesi ve stratejik özerklik hedefleriyle açıklıyor. AB kurumları ise özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sonrasında aday ülkelerden dış politika ve yaptırım rejimlerinde daha belirgin uyum bekliyor. Stratejik uyum tek başına yeni bir resmi engel olarak tanımlanmasa da AB belgelerindeki artan vurgusu, üyelik sürecindeki siyasi şartların önem kazandığına işaret ediyor.

LIVEGünün haberleri